Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
shopify stats
Zeki Coşkunsu
ÂDEM OLANA BİR SÖZCÜK YETER
26.07.2020

zekicoskunsu@hotmail.com

 

ÂDEM OLANA BİR SÖZCÜK YETER(A VERBUM ADE SATİS)!”

ÖYLE DEĞİL Mİ TANRIM?(1)

 

     Tanrım; aslında Sen biliyorsun: “Âdem olana bir sözcük yeter(A Verbum Ade Satis)!” Bu yüzden olmalı sanırım; “fedakâr Musa”ya Tevrat’ta “işit/dinle!”(2), “paylaşımcı İsa”ya İncil’de “bak/ gör!”(3), “medenî Muhammed”e de Kur’ân’da “İqra[oku/mütalaa et, incele, araştır-tahkik et, ilet, tebliğ et, kamuoyuna açıktan duyur, telaffuz et/dile getir, taşı/yüklen, biriktir ve birikimini dağıt (dolayısıyla; ‘öğrenip-öğret!’)!]”(4) diye ilk seslenişin!     

     Evet, Tanrı’nın Kur’ân’da insanlığa ilk emir kipindeki seslenişi; “İqra!”dır! Yani “oku/mütalaa et, incele, araştır-tahkik et, ilet, tebliğ et, kamuoyuna açıktan duyur, telaffuz et/dile getir, taşı/yüklen, biriktir ve birikimini dağıt(dolayısıyla; ‘öğrenip-öğret’)!” olmuştur.     

     Peki, bu ne demek?     

     Önce, “kendi içinde başla!” demek…     

     “Kendini fark et, kendini bil!” demek…     

     “Önce kendini oku, (insan gerçeğini tanı) ve sonra doğayı!” demek…     

     “Sakin ol, panik yapma!” demek...     

     “Evrende sana yetecek olan her şeyi senin içinde var ettim!” demek...     

     “Makro evreni, mikro evren olarak sana verdim!” demek...     

     “En büyük nimet olan kendi aklına dön!” demek...     

     “Başkasının aklına, kendi aklını ipotek etme!” demek...     

     “Hiç kimsenin hipnozu altında kalma!” demek...     

     Yine Tanrı’nın Kur’ân’da ikinci seslenişi; “kalem”le “yazma” eylemi... [“Kalem, tüm eğitim-öğretim araçları ve metotları” demektir.]

     Niçin yazılacak?      

     “Kayıt altına alıp, unutmamak” için...      

     “Ben evrene tüm ilmimi nasıl yazdıysam, sen de ortaya koyacağın tüm ürün ve eserlerinde, benim sanat ve yöntemimi örnek al ve yaz!” demek...     

     “Yaz ki, seni kimse aldatmasın enayi yerine koymasın, her şeyi belgele!” demek...        

     Hâsılı, “ ‘İqra!’yı ve ‘kalemle yazma’yı terk edenler, huzuru ve mutluluğu dışarıda ve yanlış yerde boşuna ararlar!” demek!     

     Bizim orda bir söz var: “Kendi keserine sap olamayan, bir başkasının baltasına nasıl sap olsun!?”      

     Piyasa; 10 günlük 1 aylık seminerlerle sertifika almış, sözüm ona insanlığı huzura(!) mutluluğa(!) erdirecek kişilerle doldu-taşıyor! Yaşam süresi içinde; “İlim, Felsefe, Din, Psikoloji, Sosyoloji, Matematik-Lojik(Mantık)” vb. disiplinlerinden nasibini al(a)mayan, ama her ne hikmetse katıldığı 10 günlük seminerlerde tüm bunların uzmanı oluveren, üstelik bunlara, “Reiki, Nlp, Freng Shui, Kuantum Düşünce, Hipnoz” vs. de ekleyip ve bu konularda da uzmanlık(!) alanlar.... Maşallah, maşallah...!     

     “Bilgiyi ticarî meta’a dönüştürenler...!” sizlere sesleniyorum:      

     “Ben yaşamayı bilmiyorum, bana biri yaşamayı öğretsin, akıl versin!” diyen aciz insanların, hem hayatlarını, hem de ceplerini sömüren uyanıklar(!) tayfası!!!     

     Ben bunlara “Kişisel Yapay Gazlayıcılar!” diyorum. Ana, Baba bir büyük nasihati almamış, “ben merkezli” büyümüş vs… Sosyal çöküntüye uğramış kişilere, kitaplardan ezberledikleri öğretileri(!) sözde aydınlatmak, huzura erdirmek için ve bunu da para karşılığında, işte o aldıkları 10 günlük sertifikaları yeterlilik belgesi göstererek, yaşamı yalamış yutmuş(!) olarak gösteren maneviyat ve umut tacirleri!!!     

     Sözüm, bir de bunlardan medet umanlara:

     “Biyoloji”nin bir alt ünitesi olan “Tıp” diye bir disiplin var; sıkıntısı olan hekime gider, öyle değil mi ya? “Psikoloji” var, “Psikiyatri” var; sorunlara profesyonel çözüm bulmaya çalışınlar var. Bir ilaç bile piyasaya çıkmadan kaç fazdan geçiyor; unutmayın! İşini kaybetmiş, yaşamdan ümidini kesmiş vb. kişilere, “Kişisel Gazlayıcı”; “pozitif düşün, hayat sana istediğini verecek” dese ne değişecek? Bazı insanlar yaşamlarında cesur seçimler yapmaktan korkarlar... Uzun lafın özü, “kimse kimseyi kullanmasın, kimse de kendini kullandırmasın!!!”

     Bu bağlamda, “personal otorite”ye yani, unvan ve etikete de güvenmemeliyiz! Doğadaki fenomenlerin bir kısmı, henüz ilmî izahlar bulmamış olabilir! Akılsal fonksiyonların dikeyine evrimi, ilmin ve teknolojinin gelişmesi neticesinde ileride izah bulabilecektir. Örneğin geçmiş tarihte Caltech Üniversitesi(Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü)’ndeki profesörlerin çoğu, “kıtaların hareket teorisi”ne inanmamışlardı! “Teknolojik, sismolojik ve tektonik veriler” neticesinde ancak, kabul etmek zorun-da kalmışlar ve eski düşüncelerinden dolayı da utanmışlardı! Utanmalarının nedeni, bu ihtimâli ihmâl etmeleriydi. Maalesef bu profesörlerin öğrencileri de bu gerçeği kabullenmekte zorlanmışlardır. Çünkü onlar da, profesörlerin hipnozu altındaydılar! [Uyarı: Hiç kimsenin hipnozu altına girilmeme-lidir!] Bu yüzden olmalı, İngiliz ünlü evrenbilimci ve fizik profesörü, ilim insanı merhum Stephen Hawking (1942-2018), Royal Society of London (1961) Üniversitesinin arması(5)na, -kuruluş anısı olarak!- şöyle yazdırmıştı: “Nullius in Verba(kimsenin sözlerine inanmayın/herkesin sözüne inan-ma!)(*) [ki bu söz,üniversitenin mottosuyani, birşiarı(belgisi)dır]. Bir bakıma, “hiç kimsenin hipnozu altında kalmayın!” Yani sözün özü, “söylenenlerin doğruluğu araştırılmalı, kaynağına inilmeli, uygulama limitleri ve geçerli kılan kriter ve kanıtlar elde edilip, sonra benimsen-melidir!”

     (*)[Nullius in Verba: Evet, bu Latince motto’nun İngilizcesi; “on the words of no one!” veya “on the words of no master!” olup, “dont take anyone’s word for it!” şeklinde de tercüme edilmesi mümkündür. Özlüce: Yani, “denemeden, sınamadan, üzerinde düşünmeden, hiçbir kimsenin, hangi yetkili olursa olsun, dediğini doğrudan kabul etmeyin ve inanmayın!” anlamına geliyor. Burada özellikle de ima edilen şey, “deney ve verilerle(data) desteklenmeyen açıklamaların kabul edilmemesi!(6)dir. Aslında “Nullius in verba” ibaresi, şair Horace (M.Ö. 63- M.Ö. 27)’ın (ki tam adı, Quintus Horatius Flaccustur) Roma İmparatoru Augustus döneminde, MÖ 65-8 yıllarında yazdığı “Birinci Mektup”tan alınmıştır! (13-15. dizeler): “Ac ne forte roges quo me duce, quo lare tuter, NULLIUS addictus iurare IN VERBA magistri, quo me cumque rapit tempestas, deferor hospes.” (from theFirst Epistle”)(7) Türkçe çevirisi şöyle: “Bana ‘hangi önderi, hangi üstadı, hangi fikir akımını izliyorsun?’ diye soracak olursanız, [derim ki] Ben kendimi hiçbir ustanın sözüne, düsturuna, hazır reçetesine bağlı olmadan, fırtınaya bırakmışım!”].(8)

     Stephen Hawking’in Royal Society of London, 1961’de kurulduğu zaman seçilen şiarı(‘Nullius in verba!’)(9) ben de benimsiyor ve tekrarlıyorum. Demem o ki; “Kimsenin sözlerine inanmayın/hiç bir kimsenin hipnozu altında kalmayın!” Yani, “daima araştırın, kaynağına inin, doğruluğu, uygulama limitleri ve geçerli kılan kriter ve kanıtları elde edin ve sonra inanın!” Dolayısıyla da, insanoğlunun kendisine bahşedilen “Otantik Akıl” hazinesinin ve “Otantik İlim”in aydınlık yolunda yürümeyi kendinize ilke edinin ve bu ilkeden de asla vazgeçmeyin, taviz de vermeyin! Atatürk’ün özdeyişiyle “hayatta en hakiki mürşid/en yüksek rütbe, ilim iledir!” Bunu da daima hatırlayalım.     

     Dedim ya, “Âdem Olana Bir Sözcük Yeter(A Verbum Ade Satis)!” Öyle değil mi Tanrım?

 

(1) Bkz. COŞKUNSU, Zeki; “Tanrım Konuşmalıyız; Lütfen, Mümkünse Hemen!”, -Monolog- ss. 184-

    186, ÇizgiKitabevi Yay., Konya, 2015.

(2) Bkz. AHD-İ ATİK(TEVRAT); “Mezmurlar”, 4/1-8, s. 541, Kitabı Mukaddes Şirketi, İstanbul,1976.

(3) Bkz. İNCİL(MÜJDE); “Markos”, 1. Bölüm, İncil’in Çağdaş Türkçe Çevirisi, s. 79, Yeni Yaşam

    Yay., İstanbul, 2000.

(4) Bkz. KUR’ÂN-I KERİM; “Alaq Suresi”, 1. ayet.

(5) Bkz. https://en.wikipedia.org/wiki/File:RoyalSocCOA20040420CopyrightKaihsuTai.jpg. [Erişim

    Tarihi: Ağustos, 2017].

(6) Geniş bilgi için bkz. http://www.royalsoc.ac.uk/page.asp?id=6186 ve linklerine.   [Erişim Tarihi:

    Ağustos, 2017].

(7) Geniş bilgi için bkz. GROTON, Anne; “A Professor of Classics at St. Olaf College”, http://sunsite.   

    utk.edu/math_archives/ & http/hypermail/historia/oct99/0163.html. [Erişim Tarihi: Ağustos, 2017].

(8) Bkz. COŞKUNSU, Zeki; “Gerçek-Gerçeğe Giden Yol(The Road to Real-Reality):Geçmişimiz-

    Bugünümüz & Geleceğimiz Non-Konvansiyonel Otantik İlmî Makâleler”,  C. I,  s. 284, Çizgikitabe- 

    vi Yay., Konya, 2019.

(9) Bkz. ÖZENLİ, Sertaç; “İlmî Sohbetler”, s.14, Karakuşlar Yay., Adana, 1999.

Zeki COŞKUNSU


Bu yazı 434 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

ANKETLER

Avusturya hükümetini ne kadar başarılı buluyorsunuz?

 

Pusula Gazetesi Haber Portalı © 2005 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Web Mail